Herkese muhteşem bir cumartesi gününden merhaba!


Uzun zamandır delicesine yazmak istediğim bir kitap yorumunu yazmış olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Gece ile Şafağa yorum yazmak için delirip üst üste gelen 2 final dönemim yüzünden bir türlü yazamamıştım ( azıcık iki üniversite okuyorumda...  Ne yahu millet tek finale giriyor binlerce kez yakınıyor, ben iki tanesine girmişim azıcık bununla övüneyim. )

Aslına bakarsanız çok uzun süredir Fatma Erdek okumak istiyorum. Fikirlerine oldukça önem verdiğim arkadaşlarımdan öyle iyi yorumlar duymuştum ki merak etmemem işten bile değildi. Gece ile Şafak sayesinde tanışabildim Fatma Erdek kalemiyle.


Kitaba başlamadan önce bir kaç ön yargım vardı, konu gözüme klişe görünmüştü azıcık. Tabi o zamanlar Fatma Erdeğin sihrini bilmiyordum. Bana sorarsanız yazarların özel güçleri var. Mesela Fatma Erdek sıradan bir konuyu eline aldığında bile onu gizemli bir masala, sürükleyici bir aksiyona çevirebiliyor. Kitap ciddi anlamda kalın. Hani en iyi ihtimalle üç günde biter diye bir zaman biçmiştim bende bu yüzden ama kitap bir günde bitti. Evet, evet bildiğiniz 24 saat içinde okundu ve bitti. Sabah kahvaltıdan sonra biraz açıp okuyayım demiştim bir baktım akşam yemeği saati gelmiş. Öğlen yemek yemeyi bile unutmuşum! Ondan sonra biraz ara verip gece tekrar okumaya devam ettim ve bitene kadarda devam ettim. Su gibi aktı gitti kelimeler. Sanki ben bir kitap okumadım her şey gözlerimin önünde yaşandı bitti gibi hissettim. Eğer Reading Slump belasındaysanız falan alın elinize Gece ile Şafağı, sonra kendinize şaşırın. Bu kadarda iddalıyım.


Gece, Şafak, Çakır ve diğer karakterler... Herkesin kafasında bir sürü ayrı tilki dolanan ve her karakterin ayrı bir kitap konusu olduğu bir hikaye... Okudukça sizi daha da şaşırtmaya devam eden olaylar... Kitaba başlayacağımda beni bu kadar etkileyeceğine hiç ihtimal vermezdim. Hayal kırıklığına uğramamak için sıfır beklenti ile başlayıp çarpıldım! İlk kitap alışverişinizde bir Fatma Erdek kitabına şans vermenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Ben diğer kitaplarınıda okumak için can atıyorum mesela.



Kitaba Puanım: 5/4


Mutlu hafta sonları! 



Herkese haftanın en sempatik gününden merhaba! Yaşasın cuma!


Bugün size delicesine merak ettiğim bir kitaptan bahsetmek istiyorum : Konuş Benimle. Kitabımız orjinal kapak kullanmaya çalışan ve fiyatlarını hep makul ölçüde tutan GO! kitap çıkıyor. Kitabı çok merak etme sebebimse yabancı bloggerlarda kitabın tren gibi çarptığı ve insanı derinden etkilediği gibi yorumlar okumuş olmam. Ayrıca kitap bir çok ödül aldıktan sonra birde filmi çıkmış! Hemde baş rolünde kim oynuyor bilin bakalım? KRISTEN STEWART. İtiraf edin, kitap sizinde ilginizi çekti değil mi? Bende öyle düşünmüştüm. 


Heyecanla kitabın çıkmasını ve elime alıp okumayı bekliyorum. Uzun zamandır bu tarz bir kitap okumamıştım, umarım en kısa zamanda çıkar! Alta kitabı daha yakından tanımanız için bir kaç şey koyacağım, bir göz atın.










Sevgilerimle, öpüldünüz!



Özellikle konu kitaplar olunca şu şekilciliği bırakayım diyorum ama  olmuyor... Güzel kapak gördüm mü dayanamıyorum böyle alıp sevesim, duvara asasım falan geliyor. Yine sanat eseri gibi bir kapağı olan bir kitapla karışı karşıya kaldım... Silber! Okunuşu tartışmalara sebep olsada kapağının herkesçe aşk yaşanılası güzel kitap... Kerstin Gier zaten daha önce okuduğum ve çok sevdiğim bir yazardı bu yüzden Silber’inde harika olduğundan şüphem yok. Şu sıralar başladım ve beklentimle doğru orantılı olarak çok güzel gidiyor umarım beni hayal kırıklığına uğratmaz. Eğer fantastik seviyorsanız diye şöyle bir tanıtımını bırakıyorum alta, sonrada kitabın yurtdışı kapaklarının dedikodusunu yaparız ;) 











Rüyaların gizemli ülkesine, merak uyandıran bir yolculuk…

Kertenkele tokmaklı, gizemli kapılar; konuşan taş heykeller ve elinde baltasıyla, delirmiş bir bakıcı… Liv Silber'ın rüyaları son zamanlarda epey tuhaflaşmıştır ve içlerinden biri fazlasıyla kafasını kurcalamaktadır. Bu rüyada geceyarısı dört çocuğun gizemli ve karanlık bir ayin gerçekleştirdiği bir mezarlıktadır. Üstelik Liv bu dört genci normal yaşamında tanımaktadır çünkü Grayson ve üç arkadaşı gerçekten vardır. 

Liv kısa süre önce bu dört gencin okuduğu okula kaydolmuştur ve aslında hepsi iyi çocuklardır. Mezarlıktaki geceden daha korkutucu olan, arkadaşlarının Liv'in rüyada söylediği ancak gerçek hayatta hiçbir şekilde sözünü etmediği şeyleri bilmesidir. Çocukların bunu nasıl öğrendiğini çözmek ise, bilmeceleri çok seven Liv'in uzak duramayacağı kadar çekici bir gizemdir… 

"Okurları kesinlikle memnun edecek. Dört yüz sayfa yetmiyor ama neyse ki devamı yolda." 
-Karin Wehrheim-

"Aşırı eğlenceli, aşk dolu, gizemli bir rüya." 
-Brigitte-

"Sempatik ve özgüvenli başkahramanıyla hassas ilk aşklara dair merak uyandırıcı bir roman. Daha ne olsun ki?" 
-Stefanie Leo-
(Tanıtım Bülteninden)


                                                          Sayfa Sayısı: 400

                                                          Baskı Yılı: 2015


                                                            Dili: Türkçe
                                                      Yayınevi: Pegasus

                                                      



Şimdi gelelim kapaklara... Binlerce kez dediğim gibi ben bu kitabın kapağına BAYILIYORUM! O yüzden de diğer ülkelerde nasıl basılmış çok merak ettim. Ne yazık ki hangi ülkelerde hangi kapakla basıldığını bulamadım L  ama olsundu üstünden yazan kelimelerden azıcık anlaşılırdı... En az beğendiğimden en çoğa doğru bir sıralama yapacağım, sizde kendi favorilerinizi benimle paylaşın!







6. 







5.



4. 






Şu dakikadan itibaren bir sıralama yapamıyorum ne yazık ki, saatlerce bil düşünsem üçünden birini en iyi seçemem.


Gönüllerin Birincisi #3 : 



Gönüllerin Brincisi #2 : 





Gönüllerin Birincisi #1: 




Kitabın yorumu çok yakında gelecek. Hatta bunu yarın yapmayı düşünüyorum. Umarım bir mani çıkmazda yarın kapakları kadar güzel bir yorum girerim bu kitaba. 




Sevgilerimle!<3







Tehlikeli bir aşk
Asi bir aşk
Sonsuz bir aşk


Tessa Young on sekiz yaşında bir üniversite öğrencisidir; basit bir hayatı, mükemmel notları ve dünya tatlısı bir erkek arkadaşı vardır. Genç kız bütün hayatını gelecek planları üzerine kurmuştur; ta ki dövmeli ve pirsingli, serseri Hardin'le tanışıp bu planları altüst olana kadar.

1 milyardan fazla okura ulaştı. 11 milyon beğeni aldı. 6 milyon yorum yapıldı.
Kimsenin bitirmek istemediği bir hikâye, herkesin içinde yaşamak istediği bir dünya…

"Tek bir şeyden emin olabilirsiniz, o da beklenmeyeni beklemeniz gerektiği!" 
-Vilma's Book Blog-

"Duygusal bir patlama yaşamaya hazır olun!"
-Biblio Belles-
(Tanıtım Bülteninden)



Sayfa Sayısı: 576

Baskı Yılı: 2015


Dili: Türkçe
Yayınevi: Pegasus




Herkese Selam! Afrodit is back! Blog yazmayı özlemiş de birileri...

Aslında bu uzuuuun yorum girmediğim dönemde çok güzel kitaplar okudum. Böylee çok bloglanasıydılar ama son dönemde tüm ilgim bookstagramıma kaymış durumda. İnstagram kitap bloglarına verilen bir isim bookstagram ve eğer hala tajkip etmiyosanız @afroditinguncesi yazarak takip edebilirsiniz canlarım. Ah! Resmen blog yazıyorum! Bu kesinlikle çok iyi hissettiriyor. Eve dönmüş gibiyim resmen! Yine çenem düştü, çok uzatmadan yorumuma geçiyorum...


Öncelikle bu kitabı bu aralar okumayı düşünmüyordum ama oldukça yağmurlu ve kara bulutlu bir günde pembiş kapağı ile bana öyle güzel enerji verdi ki, karşı koyamadım ve hemen elime alıp okumaya başadım.


Kitap Pegasus Yayınları kalitesiyle çıktığı için kapağı, sayfa tasarımı ve kalitesi ayrı güzeldi. Eh beni çeviride de rahatsız eden bir şey olmadı.Yani yayınevi üzerine düşün tüm işleri layıkıyla yapmış. Ne yazık ki aynısını yazar için söyleyemeyeceğim. Kitabı okurken kaç kez göz devirdim hatırlamıyorum bile. BU KADAR FIRTINALI BİR AŞK YOK! Yahu insanın bir dakikası bir dakikasını tutmaz mı? Tutmuyor arkadaş... Bir bakıyorsun iyiler, hoşlar sonra diğer bölüme geçiyorsun Hardin bir atarlarda gariban Tess iki gözü iki çeşme ağlıyor... Bu ani duygu değişimleri yordu beni ne yalan söyleleyim. Konuya klişe demeyeceğim çünkü o kadar ççok kötü çocuk – iyi kız üzerine kitap ve film var ki artık bu bir konu olmaktan çıkıp bir tür olmuş durumda bence. Hani fantastik, adult gibi kötü çocuk – iyi kız türü var benim için. Kitabın bu türde olduğuda bas bas bağırıyor. Hem bile bile lades diyip hemde “ konu çok klişe yeaa “ demek bana biraz saçma geliyoor açıkçası. Aldığımız kitapların kapağına ne bile arka yazılarına bakıyoruz sonuçta. Bu tarz şeyler sevmiyorsan almayabilirsin. Bende çok bayılmıyorum ama arasıra kafa dağıtmak içib birebir oluyorlar. Afterda kafamı çok güzel dağıttı. Kitabı okurken kendi derdimden kopup Tess’e üzüldüm. 


Bence çoğu zaman bir kitabı beğenip beğenmemek ne amaçla okuduğunuza bağlı. Mesela ben After’ı edebi zevk yaşamak veya kültürlenmek amacı ile okumadım. Kafamı boşaltmaya ve çabuk okunan bir şeylere ihtiyacım vardı, bende After’ı okudum ve tam aradığım şeydi. O yüzden ben memnunum. Yalnız kitabın sonu beni hiç tatmin etmedi yahu. Tamam biliyorum bu bir seri ve devam kitapları var ama yinede çok havada kaldı sonu bence çok daha güzel bir yerde bırakılabilirdi.

Yapımda ve yayında emeği geçen herkesin ellerine sağlık.



Kitaba Puanım : 5 / 3.5






Bridget Jones... Eğer beni biraz olsun tanıyorsanız zaten bir fan girl olduğumu biliyorsunuzdur. Çok küçükken serinin ilk kitabını okumuştum ve o yaşlarda pek anlamasam da bugün ki beni ben yapan şeylerden biridir Bridget Jones. Küçükken yani kitabı ilk okuduğum yıllarda büyünce Londra'da yaşama hayalim falan vardı benim. 




Ben kitapta kendime dair çok şey buldum. Hatta çok şey değil adeta Bridget = Ben! Yani başımıza gelen şeyler,  gerçek aşk çabamız sonra düşünme şeklimiz resmen aynı!  Hatta korkutucu bir şekilde annelerimiz bile çok benziyor. Belki siz bu kadar çok benzerlik bulamayabilirsiniz ama modern dünyada yaşan bir kadınsanız kendinizden mutlaka bir şeyler bulacaksınız. 




Kitap dil bakımından oldukça akıcı yani bir arkadaşınızla telefonda konuşuyormuşsunuz hissi veriyor hatta çoğu kez " Hey,  hayır Bridget David'i arama!  " demek istedim. Özellikle bir How I Meet Your Mother severseniz Bridget'in arkadaş grubuna bayılacaksınız. Ve anlaşıldığı gibi grubun Ted'i bizim sevgili Bridget'imiz. 




Kitabın başı azıcık sıkıcı gelebilir çünkü o en gerçekçi kurgu karakter ve hangimizin hayatı kimi zaman durağan olmuyor ki?  O yüzden kitabın başında sakın ön yargıya kapılmayın. İlerledikçe kendinizi Londra sokaklarında aşk ararken bulacaksınız 😉




Kitaba Puanım: 5/5
Yorumuma şu cümle ile girmek istiyorum: Arkadaşlar bu kitabın içinde aşk yok. 





Yani genellikle fantastik kitaplarla alıştığımız esas kız,  esas oğlan olayı bu kitapta yok. Sadece yakışıklı mı yakışıklı bir Druid'imiz var. Bu sizin için bir (-) puan olabilir ama benim için kitabı daha farklı kıldığı için çok hoşuma gitti. 



Konusu'na pek girmiyorum çünkü ben bi başladım mı beni tutamazsınız spoi'nin allahını veririm. Arkadaşım Gece Evi serisinin ilk kitabını aldığım dediğinde tüm seriyi anlatmışlığım var. Ama eğer fantastik yaratıklardan birini bile seviyorsanız bu seriyi de seversiniz çünkü maşallah yok yok... Kurt adamı var, vampiri var,  tanrısı var,  varda var... Fakat esas oğlanımız Atticus dahil tüm karakterlerden favorim köpeği Oberon. Kitapta beni çok güldürdü ve gerçekten bir Oberon olsun isterdim. 





Kitap altında aşırı akıcı ama kitabın ilk yarısında biraz akmayabilir... Çünkü İrlandaca kelime var ve olayların oturması var. Bu yüzden kitabın başları size sıkıcı gelirse asla bırakmayın. Zaten o kadar aksiyon dolu ilginç bir kurgu var ki elinize aldığınız gibi bitirmeniz çok olası. Ben tam da öyle elime aldığım gün bitirdim. 



Not: Kelt mitolojisini seviyorsanız yada tanısam severim diyorsanız ve hala bu kitabı okumadıysanız ayıp...



Kitaba puanım: 5/4 


Geçen yıl bu dizinin afişini gördüğümde sıkıcı bulmuştum. Gerçi hala sıkıcı buluyorum. Afiş olarak bir numarası yok, dizinin konusu hakkında ipucu falanda vermiyor. Diziye bir yıl geç başladıysam sebebi bu afiştir.





Reklam ve görsellik önemli arkadaşlar.


Yani yine bu yıl başlayacağım diziler (aslında hala bir başlayacağım diziler listem yok ama olsundu)  arasında yoktu. Ta ki ana sayfamda baş rol oyuncusu hakkında bir post görene kadar. Post'ta kızın bir yetenek abidesi olduğundan söz ediyordu,  e ben de merak ettim. Hani ne yapıyor da bu hanım abla oyunculuğu ile insanı kendine hayran bırakıyor diye. Dizinin bırakın konusunu okumayı, türünü dahi bilmeden sadece kızın oyunculuğuna bakmak için açtım ilk bölümü ve evet gerçekten takdir edilesi bir oyunculuk bence. Neden derseniz baş rol yani Tatiana Maslany dizide tam 12 farklı karakteri canlandırıyor. Serserisinden ev hanımı'na,  bilim kadınından psyco'suna,  transeksüelinden dedektifine oldukça geniş bir yelpazede ve hepsi kendine münhasır karakterler. Dizide bir akrebi bile canlandırdı...  Ve diziye başlarken sadece 3 karakterle sınırlı kalacağını sanıyormuş...





Dizimizin konusu klonlar. Bundan yıllar yıllar önce bilim insanları embriyo klonlamayı başarıyorlar ve bu klon embriyoları tüp bebekle çocuk sahibi olmak isteyen anne adaylarına bilgileri dışında, yasa dışı bir şekilde yerleştiriyorlar. Tabi sadece amerikaya değil tüm avrupaya yayıyorlar bu klonları. Sonra klonlar birbirine tıpa tıp benzeyen fakat bir o kadar ayrı karakterlere sahip yetişkinler olduklarında " Hiçbir sır sonsuza kadar saklı kalmaz. " kuramı gerçekleşiyor. Daha fazla konuya girmek istemiyorum,  biraz daha devam edersem spoi niteliğinde olacak.




İlk bölümler pek neler döndüğünü anlamıyorsunuz,  merak dıygusuda size diğer bölümü izlemeye itiyor ama taşlar yerine oturduktan sonra fena... Herhalde çok az dizi hikayesiyle beni bu kadar içine çekmiştir. Olaysız geçen tek bir saniye yok desem yeridir. Kime güveneceğinize şaşırıyorsunuz. Son sezona geçtim henüz hala kim iyi kim kötü pis kaka karar verebilmiş değilim, versemde beni dumur etme olasılığı yüksek. Dizi 4. sezon onayını aldı ve IMDB puanı 8,6 yani oldukça iyi bir rakam.




Dizi hakkında olumsuz olarak söyleyebileceğim tek bir şey yok,  bu yüzden bu yazının başlığı " Dizi Yorumu " değilde " Dizi Önerisi " Eğer bir gıdımcık dahi Bilim Kurgu seviyorsanız veya gizemli şeyler hoşunuza gidiyorsa Orphan Black 'e şans verin. Sürekli kendini tekrar eden diziler bu kadar popülerken bu dizinin hak ettiği değeri görmemesi beni üzüyor.





Hadi hazır yaz gelmişken başlayın bu diziye. Çevremde kimse izlemiyor,  dizi dedikodusu yapmak istiyorum ama yapamıyorum resmen dilim şişti!


Eğer diziyi izliyorsanız veya başlayacaksınız lütfen postuna altına yorum bırakın,  konuşalım.



Not: Bir puanlama yapmama gerek yok sanırım,  siz anladınız.

Not 2: Favori klonum kesinlikle Cosima. Sonrasında Helena,  Sarah ve Allison geliyor. Tüm klonlar tatlım. 😊


Sevgilerimle, Afrodit...